Samsun son dakika haberleri - 12 Temmuz 2020, Pazar

yabancı dizi izle

Allah Sizin Gözünüzü Doyursun Emi!..

21 Nisan 2020
Allah Sizin Gözünüzü Doyursun Emi!.. için yorumlar kapalı
Allah Sizin Gözünüzü Doyursun Emi!..

Lan!.. Lan diyeceğim artık, kimse kusura bakmasın!..

Lan! Allah sizin gözünüzü doyursun emi!..

La vicdansızlar, gözü doymazlar…

Ne farkediyor, söylesenize ne değişiyor!..

Az kalsın İçişleri Bakanı’nı yerinden ediyordunuz…

Saat 24.00 de Sokağa çıkma yasağı ilan edilecek denildi…

Marketler, büfeler, yufkacılar, fırınlar yağma edildi…

Sosyal mesafeymiş, maskeymiş, koronaymış…

Millet birbirinin üzerine çıkacak vaziyetteydi…

Ne dediler?..

Daha önceden haber verilseydi, böyle olmazdı!..

Şimdi ne oldu?..

Bir hafta önceden haber verildi…

Dile kolay, tam bir hafta ve alışveriş için…

Önümüzdeki Perşembe’ye kadar…

4 gün var, 4 gün!..

Lan nedir bu aymazlık?..

Nedir bu vurdumduymazlık?..

Bizler aylardır evden çıkmıyoruz…

Pencereden, balkondan sokağı görebiliyoruz…

Yasak masak ne kelime…

Bir tek enayi sanki biz mişiz gibi…

Herkes sokaklarda…

Burası Atakent…

Atakum’un bir beldesi…

Kimse takmıyor, kimseleri…

Yasak 65 yaş üstü ve 20 yaş altı olanlara daimi ya!..

21 yaşından 64 yaşına kadar herkes sokaklarda…

Bu nasıl yasak arkadaş!..

Kaçan kurtuluyor misali!..

Polise, jandarmaya görünmeyen, ana caddelere çıkmayanlar…

Sokaklarda cirit atıyor, cirit!..

Arkadaş bizim günahımız ne?..

Bizim kurallara uymamızdan dolayı cezalandırılmamız niye?..

Bu nedir, nasıl anlayıştır?!..

Televizyonda izledik…

Samsun merkezi bugün ana-baba günü gibiymiş…

Deyim yerindeyse, iğne atsan yere düşmüyormuş!..

Sanki aç kalacaklar, sanki bir daha o sokakları göremeyecekler…

La! Hepinizin mi işi vardı!..

Hepiniz mi aç kalacağız diye korktunuz!..

Hepinizin mi gözü karardı!..

Sokakta, caddelerde, pazarda, markette…

Virüs var, virüs!..

Dünyayı dolaşan, kasıp kavuran…

Korona lakaplı acımasız virüs!..

Baktınız ki sokaklar, caddeler insan kaynıyor!..

Kalabalığı gördünüz de neden eve dönmediniz?..

Otobüslere tıkış-tıkış niye bindiniz?..

Canınızdan da mı acele ve önemliydi işiniz?..

Yarın gidin, 2 saat sonra gidin, ortalık yatışsın o zaman gidin…

Sen kendini, öbürü de kendisini korusun…

Sosyal mesafeyi aşanları uyarın, siz de uyun onlar da uysun!..

En doğrusu kalabalık varsa oradan aslandan kaçıyormuş gibi kaçın!..

Siz ne yapıyorsunuz, kalabalığın içinde alış-veriş…

Hay batsın alışverişiniz be!..

Merak etmeyin, 4 günde ölmezsiniz ammaaa…

O görünmeyen Korona sizi ağzınızdan, burnunuzdan yakalarsa işte o zaman…

İşiniz Allah’a kalmış da diyemiyorum…

Çünkü bu yolu siz bile bile seçtiniz!..

Bir önceki yazımda da anlatmıştım…

Bu virüs görünmüyor, noktanın da yüzde biri kadar…

Ama ölümcül, ölümcül!..

Nereden geleceği, nereden gireceği belli değil!..

Öyle yaşa-başa da bakmıyor!..

Kronik bir hastalığınız varsa sizi tepetaklak ediyor…

Ya arkadaş!. Düşman görünür olsa ona göre tedbir alırsınız…

Bu görünmüyor ve mermisi, topu, tüfeği yok!..

Bir damlacık, bir damlacığın yüzde biri elinize ağzınıza, burnunuza, gözünüze değse…

Artık ölümcül bir hastalığın pençesine düştünüz demektir…

Hani dünya bir tek virüsle baş edemeyip alt-üst oldu ya!..

Bundan da ders almamız lazım…

Nerede o teknolojisiyle, atomuyla, uçak gemileriyle…

Son sistem uçakları, tanklarıyla övünen devletler…

Noktanın yüzde biri kadar topu topu bir tane…

Evet..evet.. Bir adet virüs…Hayatını devam ettirebilmek için…

Kişiden kişiye, öksürterek, hapşırtarak atlaya atlaya tüm dünyaya yayıldı…

Bir idi milyonlara ulaştı ve belki de milyarlara ulaşacak…

Daha çok canlar alacak!..

Öyleyse oturun oturduğunuz yerde!..

Evde kalın, sağlıklı kalın…

Ne kendinizin, ne de başkalarının ölümüne neden olmayın!..

Sizlerin hatası yüzünden aylardır evden dışarı çıkmayan…

Göbeklenip, ayakları şişen ben ve benim gibileri…

Sabırla bu korkulu ve ürküntülü günlerin geçmesini bekliyoruz…

Sizin gibilerin yaptığı bu affedilmez hatalar yüzünden…

Bu günler uzayıp gidecek, günler ayları, aylar yılları kovalayacak…

Arkadaşlar, vatandaşlar, Koronayı öldürmenin, yok etmenin tek çaresi!..

Tek çaresi…Evet evet tek çaresi..İlaç değil, aşı değil!..

Virüsle karşılaşmamak, yani EVDE KALMAK…

Evde kalındığında, üzerine atlayacak vurdumduymaz kalmadığında…

Yaşayabilmesi için bir insan vücudu bulunmadığında…

Geberip gidecek!..

Onun için evde kalmak önemli!..

Biz sabrediyor, kalıyoruz ama sizler oyun bozanlık edip…

Kalabalık ortamlarda fasülye, mercimek, makarna depolamaya çalışıyorsunuz…

Kıtlıktan çıkmış, bir savaştan çıkmış gibi yiyeceklere saldırıyorsunuz!..

Yazıklar olsun! Sizlerin yüzünden bu korona değil 3 ay, 3 yılda bile hayatta kalmaya…

Öldürmeye, süründürmeye devam eder…

Bir daha anlatayım, ve sizler de başkalarına anlatın lütfen!..

Bu korona virüsünün yaşayabilmesi için bir insana ihtiyacı var…

Başka hiçbir yerde, hiçbir ortamda, bitkide, hayvanda yaşayamıyor…

Onun mutlaka insanla buluşması lazım!..

Temas ve dokunma yoluyla, öksürene, hapşırana yakın olma nedeniyle…

Ellere, ağza, buruna bulaşan bu görünmez korona…

Önce bulaştığı ağız ve burundaki yere yerleşiyor, bir-iki gün sonra…

Boğaz yoluyla doğru akciğerlere iniyor…

Bir taraftan akciğerden beslenip çoğalırken…

Bir taraftan da hastayı öksürterek, hapşırtarak…

Başka kurbanların eline, ağzına, burnuna yerleşip çoğalıyor…

Buna bulaş deniyor, bulaşarak çoğalma…

Akciğerlerde tahribat yapmaya devam ederken…

Hastanın akciğerlerindeki koruyucu askerler-antikorlar…

Korona virüsüyle çarpışmaya başlıyor…

Onlar orada çarpışırken hasta hallerden hallere giriyor…

Akciğerler yeterli oksijeni sağlayamıyor, hasta nefes darlığı çekiyor…

Hatta nefes alamaz duruma geliyor…

Vücut dayanırsa, kalp yeteri kadar çalışırsa verilen hava ve…

Bağışıklığı güçlendirici ilaçlarla…

Tedavi titizlikle sürdürülüyor  ve asker antikorlar…

Korona düşmanının askerlerini yenerlerse hasta iyileşiyor…

Yok, sayıları yetersiz kalıp, yenemez de mağlup olursa hasta da hayatını kaybediyor…

14 gün kadar bu uzun süre içerisinde hastanın çektiklerini ancak…

Ben anlayacağınız dilde bu kadar anlatabiliyorum…

Mücadeleyi kazanamayan yeterli sayıda asker-antikoru olmayanlar…

Bu dünyadan göçüp gidiyorlar…

O ve onun gibiler göçüp gidiyor ancak virüs;  hasta kişinin kendi çevresine…

Virüsü bilerek ya da bilmeden bulaştırdığı için, yaşamaya, bulaşarak çoğalmaya ve can almaya devam ediyor…

Hasta olan kişinin dokunduğu yere dokunulmamış olsa dahi…

Dokunulsun dokunulmasın, tedbiren ellerini sabunla 20 saniye yıkayanlar…

Zorunlu nedenlerle dışarı çıktıklarında maske takarak…

Sosyal mesafeyi yani kendisini güvenceye alacak mesafeyi korumuş olanlar…

Belki kendileri, koronadan etkilenmemiş olacaklar ancak…

Evine gittiğinde, evdekilerin bu virüsten etkilenip etkilenmeyecekleri…

Yine de garanti değil!..

Onun için “Vatandaş evde kal, sağlıklı kal” deniyor…

Bütün ısrarlar bu yönde yoğunlaşıyor…

Evde kalınırsa, ne virüs seni bulur, ne de sen virüse bulaşmış olursun…

Bundan daha garantili TEDAVİ yoktur!..

Evde kalın ve bizlerin sabırla umut ettiğimiz o güzel günlere…

Hep beraber mutlulukla girmemizi sağlayın…

Yok, ben kendimi bilirim, başkasından bana ne diyorsanız!..

Kuralları, kaideleri, insanlığı, vicdan muhasebesini hiçe sayıyorsanız!..

Yiyeceklere da saldırın..Virüsle de burun buruna gelin…

İnsanları da ailenizi de, kendinizi de tehlikeye atın!..

Senin umurunda olmayabilir ama benim, bizim umurumuzda…

Ne diyeyim?..

Beddua da edemiyorum!..

Allah gönlünüzü yumuşatsın, gözünüzü doyursun!..

Evinde kalanlara selam olsun…

Mehmet Hazinedar- NOKTA- Köşe Yazısı-21.04.2020

 

 

 

 

HABERİ SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIN!!!
Share

Allah Sizin Gözünüzü Doyursun Emi!.. Haberine Ait Etiketler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

yabancı dizi izle